Sayfanın gidişatı nasıl olucak, şuan için kesin olarak bilmesem de, ben yazıcam, okuyacaksınız ve herkes sayfasına dağılacak, teması muhtemeldir.Evlere servis olmayacağı gibi,kredi kartı da geçmeyecek. Ben yazmaya devam ettiğim sürece de bu böyle devam edecek... Keyifli okumalar...
Mümtaz
Çanakkale Geçilmez ! Çanakkale Türküsü coverım, seversiniz umarım… :)
Anonim sordu: yazıların güzel
Teşekkür ederim, uzun zamandır ilk defa destek çıkan bir anonime denk geldim :)
Grup 84’ten Azap’ı coverladım, umarım beğenirsiniz…

Öyle çok burçlardan anlayan, ya da inanan bir insan değilim ama öyle yada böyle, bir şekilde burçlarımızdaki kişilere dönüşüyoruz zamanla. 18 Mart doğumluyum, ve 2 gün sonra doğsaydım bambaşka biri olacağıma dair zerre kadar bir inancım bile yok. Muhtemelen küçüklükten itibaren bu kalıplara girip şekillendiriyoruz karakterimizi. Herkesin iyi ya da kötü bir yorumu vardır burçlar hakkında. Bazısı titizdir, kimisi çok duygusal, biri çok cömertken, öbürünün cebinde adete akrep vardır… Bende söylediğim üzere Balık burcuna mensubum. Bu genellikle kızların en çok ikilemde kaldığı ama gizli gizli hayal ettiği erkek tipi. Sanmayın ki hayal ediyolar diye peşinden koşuyorlar…(Buna başka bir yazı da değineyim en iyisi ben…) Sanatsal olarak yetenekliyiz bir kere… Dünyaca ünlü müzisyenlerin, ressamların, sanatçıların çoğu balıklardan… Hatta filozofların… Hepimizde birinden bir yetenek çıkıyor illaki… Romantiğiz sonra… Gerizekalıyız valla… Aşık olur dururuz, durmadan sıçarlar ağzımıza. Hayalci dedikleri bundan olsa gerek… Safız abi saf… Kıssadan hisse, ”+Burcun ne -Balık + Ayy o zaman sen duygusalsııın!” diyaloğundan midem bulandığı için yazdığım bir yazı bu… İçinde hayatın sırrını beklemiyordunuz zaten sizde… Bir balık erkeği olarak kötü özelliklerimi şuraya yazdım, aşağı yukarı hepimiz aynıyız şu bahsettiğim kalıplara girip şekillenme hadisesinden mütevellit, sağlıcakla kalın…
Sevgilimi kaybettim, görenlerin acilen bana göndermesi rica olunur, önemli, lütfen.
(Kaynak: you-smell-like-cherries, nlykmu gönderdi)
Herkes kendince biraz manyaktır gerçi, kendi şahsına münhasırdır, bende az biraz garibim herhalde… Ani ve derin suskunluklarım var benim… Telefondan konuşurken birden susarım, kalır karşımdaki noluyo ya konuşsana diye… Neden bende bilmiyorum, alışamadım hala uzun telefon konuşmalarına, ister kondisyon eksikliği deyin buna siz, isterseniz manyak mısın lan…. Kavgaları uzatmayı ve tartışmayı sevmem hiç, tarzım değil… 5 dakika önce ağzıma sıçmış bile olsan, bir süre sonra hiçbirşey olmamış gibi davranabilirim. Belki bir çeşit kabuk etrafıma ördüğüm korunmak uğruna, belki de gerçekten üşendiğimden… Çok dengesizimdir bu üşengeçlik konusunda. Herkesin üşenmekten öleceği şeylere hiç üşenmezken bazen, bazen bir ekmek almak bile çok ağır gelir bana. Ufak bir şalterim var bir yerde, ne zaman atıyo bende bilmiyorum. Dünya tatlısıyken, suratsızın tekine dönüşebilirim aniden. Çok sürmez ama, dedim ya bir süre sonra hiçbir şey olmamış gibi davranabiliyorum diye… Davranmanın ötesinde, gerçekten unuturum, buna siz isterseniz dengesiz diyin, isterseniz kıyamıyo… Hediyelere gereksiz değer veririm, alınan bir anahtarlık, bir kazak ne biliyim herhangi bir şey, üstümde yıllanır muhtemelen, karşıdakine değer verdiğimi gösteriyim derken, başka kazağı yok mu lan bunun kıvamına çektiğim olmuştur illaki olayı… Salak gibi aşık olurum, vallabak, inme inmiş, vahiy gelmiş gibi aşık olurum birden… Kolay da unutamam genellikle, o yüzden fırsatları ve hayatı ıskaladığım olmuştur çoğu kez… En çekilmez halimle tanışmak için de hevesimi kırmanız yeterlidir, kafamı kırın daha iyi hevesimi kırcağınıza. Aksi, lanet, huysuz, huzursuz, saçma sapan birşeye dönüşebilirim. Ruhsuz daha doğru bir tanımlama olur muhtemelen. Önemsiz bulduğum kararlara hiç değer vermem ve kafa yormam. Sağ mı sol mu, şurda mı yiyelim burda mı tipi şeyler, karşımdaki mutlu olduğu sürece beni de mutlu eder, hiç farketmez. Ama kendi aldığım kararlar da çok nettir, hemen işleme geçer. Spora başlamak, düzenli kitap okumak, hukuk okumaya karar vermek, hepsi gökten zembille inmiş gibi ani verilen kararlar… Uzun bir süreç sonrası gelen, çok ani bir karar… İnsan kendini överken hep büyük harfler kullanır ya, SÜPERİM, dersin ama gerizekalıyım diyemezsin. Ya da birine küfrederken GERİZEKALI demek kolayken, çok zekisin demeyiz, diyemeyiz belki de… Ben de küçük harflere sığdırdıklarımı büyük harflerle yazmayı denemek istedim. Fazla ‘Dark Side of Mümtaz’ ya da ‘Kaçın, canınızı kurtarın!’ kıvamında olmuş olabiliceğini düşündüğümden, bi ara kendimi öven bir şey de yaziyim en iyisi, milleti korkutmanın bir anlamı yok fazla. Tanısan seversin aslında tadındayım. Garibim biraz…